Sahhaf

‘Felsefe’ Kategorisi için Arşiv

Sorgulayan Denemeler

Yazan: Sahhafçı Temmuz 5, 2007

“Düşünce özgürlüğü lehindeki temel sav, bütün inançlarımızın kuşku götürür olmasıdır…” Bu sözler, yirminci yüzyılın en büyük düşünürlerinden Bertrand Russell’ın, Sorgulayan Denemeler’inde ele aldığı konuları nasıl irdelediğine dair bir ipucudur. Sorgulayan Denemeler’de yirminci yüzyılın önyargıları, bakış açısı, olgu ve olaylar karşısında aldığı tavır, bilimden budizme uzanan bir yelpaze içinde Russell’ın sorgulayıcı kaleminden süzülerek ortaya dökülür. Sorgulayan Denemeler, yazarının ince zekâsını ve kalemini olduğu kadar, birey olarak üstlendiği temel rolü de yansıtır: Sormak, sorgulamak ve tartışmak..

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;

Yöntem Üzerine Konuşma

Yazan: Sahhafçı Temmuz 5, 2007

[Decartes.PNG]

Yöntem üzerine konuşma, Descartes’ın birinci dönem yapıtlarındandır. 1618’den 1637’ye kadar sürmüş olan bu birinci döneminde, Descartes bir filozoftan çok bir bilim adamıdır; dünya üzerine, insan üzerine, insanın evrendeki yeri üzerine evrensel bir bilim geliştirmeye yönelir. 1637’den sonranın Descartes’ı bir bilim adamı olmaktan çok bir filozoftur ya da bir metafizikçidir. Asıl adı Discours de la méthode, pour bien conduire la raison et chercher la vérité dans les sciences, plus la dioptrique, les météors et la géométrie qui sont les essais de cette méthode (Usu iyi yönetmek ve bilimlerde doğruyu aramak için yöntem üzerine konuşma ve bu yöntemin denemeleri olan dioptrik, meteorlar ve geometri) olan bu kitabın bugün yalnızca altı bölümlük Yöntem üzerine konuşma bölümü ilgi çeker. Kitabı oldukça kalınlaştıran öbür bölümler bugün için yalnızca bilim tarihi uzmanlarının ilgisini çekebilir.

Bu konuşma tümü bir defada okunmak için çok uzun görülürse altı bölüme ayrılabilir. Birincide bilimlerle ilgili çeşitli belirlemeler, ikincide yazarın aradığı yöntemin başlıca kuralları, üçüncüde bu yöntemden çıkardığı ahlak kurallarından bazıları, dördüncüde metafiziğinin temellerini oluşturan Tanrı’nın ve insan ruhunun varlığını kanıtlamasını sağlayan nedenler, beşincide fizikle ilgili olarak araştırdığı sorunların düzeni ve özellikle yüreğin deviniminin ve hekimlikle ilgili bazı başka güçlüklerin açıklaması, sonra da ruhumuzla hayvanların ruhu arasındaki ayrım ve sonuncuda doğanın araştırılmasında şimdikinden daha ileri gitmek için gerekli olduğuna inandığı şeyler ve bu konuşmayı hangi nedenlerle yazdığı bulunacaktır…

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;

Konuşmalar

Yazan: Sahhafçı Temmuz 5, 2007

[konuÅŸmalar.jpg]

Her şey boşuna! Hatalı olduğunu gördüğü halde kendisine karşı davacı kesilen birine rastlamadım.

Yapraklar fışkırttığı halde çiçek açmayan bitkiler vardır. Fakat, çiçek açtığı halde meyve vermeyen bitkiler de vardır.
Bir adam kendi kendine, “Bu konuda ne düşünmeliyim?”,”Bu konuda ne düşünmeliyim?” diye sorup durmuyorsa, ben onun hakkında ne düşünebilirim ki?

Bütün günü yiyeceksiz, geceyi de düşünerek, gözüme uyku girmeden geçirdim; hiçbir yararı olmadı. En iyisi, insan bişeyler öğrenmeli

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;

Metafizik Üzerine Konuşma

Yazan: Sahhafçı Temmuz 5, 2007

[Leibniz.PNG]

Leibniz, 17.yüzyıl filozoflarının çoğu gibi, felsefesinde Descartes’in töz kavramından hareket eder. Leibniz’e göre dünyanın, varlıkların temelinde ‘monad’lar (tek tek varlıklar, bölünmez özler) vardır. Monadlar kendi kendilerine hareket edebilen, algılayabilen temel varlıklardır. Yalnız monadların özü ‘kuvvet’ olduğu için, ne bir şekli ne hacmi, ne parçaları vardır. Monadları özü ‘edim’ (faaliyet) olan ruhsal noktalar gibi düşünmek gerekir. Bundan dolayı monadlar, kendi kendilerine harekete geçerler. Onları, Demokritos’un, maddecilerin atomlarından ayıran husus, maddesel olamamaları, kendi kendine hareket edebilmeleridir. Monadların herbirinin edimi, geçmişin sonucu geleceğin belirleyicisidir.

Leibniz’e göre monadlar önceden belirlenmiş bir düzen içinde bulunurlar. Buna önceden düzen kuramı denir.

Leibniz düşünce sistemine göre düşünce ilkeleri, genel fikirler, insan zihninde bir istihdat olarak bulunur, tecrübeyle gelişir. Leibniz ‘Theodizee’ adındaki eserinde, içinde yaşadımız dünyanın, dünyaların en düzenlisi, en mükemmeli olduğunu söylemiştir. Leibniz’in bu görüşü Voltaire’in ‘Candide’ adındaki uzun hikayesinde gülünç hale getirilmek istenmiştir.

Monadlar evreninde, maddenin her parçası bitkilerle dolu bir bahçe, balıklarla dolu bir havuz olarak tasarlanabilir. Ama bitkinin her dalı, hayvanın her organı, organlardaki her damla sıvı yine böye bir böhçe ve havuzdur. Öyle ki, bahçedeki bitkiler arasında kalan toprak ve hava, havuzdaki balıklar arasında kalan su, ne bitki ne de balık olsa da çoğu zaman algılayamayacağımız bir incelikte yine kendinde onları bulundurur. Böylece, evrende verimsiz, kısır ve ölü hiçbir şey olmadığı gibi, görünüşte olanın dışında ne kaos ne de karışıklık vardır. Görünüşteki kaos ve karışıklık, içinde yalnızca belirsiz birtakım hareketler görünen balıklarla dolu bir havuzdaki balıkların farkına varmadan havuzun uzaktan görülmesi gibi bir şeydir.

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;