Sahhaf

‘Anı’ Kategorisi için Arşiv

Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

Melissa: Genç bir kız… ve günlüğü:
Sevgi, aşk, kendine güven, arkadaşlık, cinselliğin keşfi, duygusal gelgitler, arayışlar ve kayboluşlar… Dürüst, açık, çekici, düşündürücü, insanın içine işleyen ve her şeyden öte cesur itiraflar…
İtalya’da, Susanna Tamaro’nun kitabı kadar satan bu kitap ailelerin çocuklarıyla konuşmadıkları, öğretmedikleri tek konudan söz ediyor: Cinsellik.
“Göz alıcı bir şekilde kendinden emin olan bu lise öğrencisinin itiraflarının yarattığı şok dalgaları hala gündemde.”
The Times

“Çok büyük bir etkisi olan küçük kitap.”
New York Times

Yatmadan önce 100 Fırça Darbesi, İtalya’da 1.000.000 adet satıldı. İspanya, Fransa, Almanya, ABD, Kanada, Rusya, Yunanistan ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu 26 ülkede bestseller oldu. Film hakları Francesca Neri tarafından alındı.

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

Ben Bir İnsanım

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

Mahmut Memduh UYAN’ın BEN BİR İNSANIM başlıklı belgesel anlatısı, Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesinde yaptığı savunmanın bir bölümünü oluşturuyor. Bu metin bir direnişin tanıklığı. İnsan onurunun, insan sevgisinin, dostluğun, arkadaşlığın, yoldaşlığın, et-kemik ve sinirin dayanma gücü üzerinde sınandığı bir deneyimin tanıklığı… Sartre’ın deyişiyle, “işkencecilere boyun eğmeyerek, o, insanlık adına büyük bir zafer kazandı… O, insanlar arasında insan kalabilmek için, doğal bir hak için en yüksek ücreti ödedi…” (J.P. Sartre, “Henri Alleg’in Yanıtı”) Yine Sartre 1958 Cezayir’inden söz ederken “Halka sürekli işkence yapılıyor. Bunu validen köylüye herkes biliyor, ama hiç kimse bu konuda konuşamıyor. Arada tek tük zayıf sesler yükseliyor… Fransa işgal altındaymışçasına suskun” diyordu ve durumu Nazi Almanya’sında Almanların bilmemezlikten duymamazlıktan gelmesine ve bunun onları sorumluluktan kurtarmadığına dikkat çekiyordu. “Saf değil, iğrenciz” diyordu. Sartre. “kaçış, dürüst olmama, yalnızlık, suskunluk bir suç ortaklığını yüklenmek anlamına geliyor.” Evet, susku içinde bir ülke… Duymazdan, bilmezden,görmezden gelme, kaçış,yılgı, küçüklükler…Bunlar da işlenen insanlık suçlarına en azından ahlaki açıdan suç ortaklığı anlamına gelmiyor mu? Daha önce, kimi kuramsal-felsefi kitaplarımızla, belgesel anlatı ve yeni sesler gibi dizilerimizle ülkemizdeki insan hakları mücadelesine katkıda ve dayanışma içinde bulunmağa çalışmıştık. Bu çabamızı BEN BİR İNSANIM ile sürdürüyoruz. Onlar, bu direniş ve onur sınavını herkes için verdi. Onları yalnız bırakmayın! Bu çığlığa kulak verin! (Önsöz’den)

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

Gülünün Solduğu Akşam

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) adlı devrimci örgütün önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve arkadaşlarıyla Ankara’da, Mamak Askeri Cezaevi’nde karşılaşmıştım. Kimini önceden de tanırdım: Hüseyin İnan, Sinan Cemgil gibi. Kimini de cezaevinde tanıdım: Deniz Geçzmiş, Yusuf Aslan gibi, Deniz Gezmiş’in isteği üzerine, onlarla konuşacak, gerekli birikimi sağlayacak, sonra da oturup onların romanını yazmaya çalışacaktım. Heyecan verici, müthiş onurlu bir çalışma başlıyordu benim için. Kimi gizli, kimi açık buluşmalarda bir kısmıyla konuştum. Durmadan sorduğum sorulara aldığım yanıtlar, gerekli ayrıntıları yakalamak içindi. Bir roman için ayrıntılar kaçınılmazdı. Bu tasarı çok iyi başladı, ama ne yazık ki yarıda kaldı. Tam işin içindeyken, hiç beklemediğim bir anda cezaevinden salıverildim. Elimdeki notlar, bir roman için yetersizdi. O güzel insanlar-kimi asılarak, kimi kurşunlanarak – öylesine vahşice yok edildiler ki, bende kalan bu değerli notları artık kendime saklayamazdım. Yıllar sonra oturdum, bu kitabı yazdım, Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu bir roman gibi de okunabilir, ama acı yüklü, hüzün yüklü bir kitap olduğu bilinmelidir. Anı, belge karışımı bir anlatı olarak ortaya çıkan bu kitabımı okuduğunuz zaman, dilerim, sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

Bir Genç Kızın Günlüğü

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

“Anne Frank’ın Hatıra Defteri ne bir topluluğu kötülemek, ne başka bir topluluğu övmek düşüncesiyle yayınlanmış değildir. Bu kitap, içinde yaşadığımız medeniyet çağında bile milyonlarca insanı öldürmekten haz duyabilecek kadar vahşi olanların varlığını gösterecektir. Küçük Anne Frank bir Alman kızı olsaydı yine bu hatıraları çağdaş insanlık, bilmeli, tanımalı, onun ıstıraplarına aşina çıkmalıydı. Hatıralar piyes oldu, sayısız insanlar bu faciayı sahnede seyretti. Kim bilir, beyazperdeye yansıyacak gölgesi, bütün dünyada nasıl bir hızla dolaşacak? Demek, insan ruhunda doğan acılı hislere duygulu ruhlar ilgisiz kalamıyor. İşte biz de aynı insani duyguyla bu kitabı Türkçesinden yayımlamayı faydalı gördük. Zaten genç yaşında bir kampın sefaleti içinde ölüp giden Anne Frank, hatıra defterine “öldükten sonra da yaşamak istiyorum” diye yazarken iyi niyetli, hakikate bağlı ve haksızlığa karşı cesaretli insanların her zaman mevcut olacağına inanmıştı… Biz de hayatına doymadan ölen bu zavallı kızcağız gibi insanlığın iyi geleceklerine, aralarında Kabiller bulunsa da Habil kadar temiz ruhlu olanlarının da her zaman var olacağına inanıyoruz.”

Hasan Ali Yücel, 1958

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

İstanbul: Hatıralar ve Şehir

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

İstanbul’da, Orhan Pamuk hem 22 yaşına kadarki kendi hayat hikâyesini, hem de kendi bildiği İstanbul şehrinin ilginç hikâyesini bir roman tadıyla birleştirerek okura sunuyor. Pamuk’un kendini “ben” olarak ilk hissedişinden, annesine, babasına, ailesine yönelen hikâye, bir hüzün ve mutluluk kaynağı olarak İstanbul sokaklarına açılıyor. Günümüzün büyük romancısının gözünden 1950′lerin İstanbul sokaklarını, parke taşı kaplı caddelerini, yanıp yıkılan ahşap konaklarını, eski bir kültürün yok oluşuyla, onun külleri ve yıkıntıları arasından bir yenisinin doğuşunun zorluklarını keşfederken Pamuk’un ruhsal dünyasının oluşumunu bir dedektif romanı okur gibi hızla izliyoruz… İstanbul’un siyah beyaz hüznünü araştıran bu benzersiz eserde, okurken elden bırakamadığımız ve dönüp dönüp yeniden okuyacağımız kitaplara has o ruh ve duygu birliği var.

“Sayın Orhan Pamuk, İstanbul’u Dostoyevski’nin St. Petersburg’u Joyce’un Dublin’i ve Proust’un Paris’i gibi dünyanın her köşesinden okurların kendi hayatlarını yaşar gibi tanıyıp, bir ikinci hayat sürecekleri vazgeçilmez bir edebi şehir yaptınız!”
İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdahl

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

Zeytindağı

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

“…Zeytindağı’nı seve seve okudum. Zaten başladıktan sonra bırakmak kabil değil. Bence bu kitabında Falih Rıfkı’nın üslubu, öbür kitaplarından daha göz kamaştırıcıdır ve zannedersem en güzel haline vasıl olmuştur. Zeytindağı, bugünkü Türkçe ile ne kadar kuvvetli anlatım yapılabileceğine sağlam bir delildir.”

Nurullah Ataç

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

Kadıköy Felsefesine Giriş

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

Açık Hava’da Bob Dylan konseri, Akmar Pasajı, Otostop, Fanziler, “uzun saç”, Beatles, Pink Floyd, Çubuk Kraker, Bodrum, Moğollar, ölmek, Erol Taş, Zen Kaçıklar, şorşak, ölü atlar, the Doors, şarap, San Francisco, LP, Sultanahmet, proteo, Beyoğlu…
“Çok yürümüştüm. Herhalde yürüyerek gidebileceğimi düşünmüştüm.”

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

Sakıncalı Piyade

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

“Ellerin dert görmesin Uğur Mumcu! Sakıncalı Piyade’yi yazdığın için, eline sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık. Kendi yazdıklarıma gülemem. Ama senin yazdıklarını gülerek okudum. ‘Acı acı gülmek’ deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm.”

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;

Bolivya Günlüğü

Yazan: Sahhafçı Temmuz 6, 2007

“Savaş çağrımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımızı almak için başka eller uzanacaksa, ölüm nereden gelirse gelsin, hoş geldi, safa geldi.”

İleri Yayınları, tüm dünya devrimcilerinin kendisine örnek aldığı devrimci lider Che Guevara’nın bütün eserlerini Türk okuyucusunun hizmetine sunuyor. Che’nin askeri yazılarından siyasi yazılarına, önemli konuşmalarından mektup ve şiirlerine kadar tüm eserlerinin yer aldığı bu külliyatta, Che’nin askeri dehasının yanı sıra, siyasi kavrayışı, devrimci coşkusu, devrimci önderliği ve entelektüel yönüyle de tanışacaksınız.

İleri Yayınları’nın hazırladığı dizide şu eserler bulunuyor: 1. Bütün Yazıları, 2. Bolivya Günlüğü, 3. Küba Günlüğü, 4. Mektuplar, 5. Şiirler, 6. Gerçekçi Ol İmkansızı İste (Seçme Yazılar).

1966 Kasımında Bolivya Ulusal Kurtuluş ordusu saflarında mücadeleye katılan Che, Küba’daki deneyimini Bolivya’daki devrimcilere aktarmak ve emperyalizme karşı bir Güney Amerika devriminin aşamalarından birini kaydetmek amacındaydı. Bolivya’daki bu mücadelenin anlatıldığı Bolivya Günlüğü, bir mazlum millet evladı olan Che’nin emperyalizme karşı meydan okuyuşunun da bir manifestosudur aynı zamanda.

Bolivya Günlüğü’nde Che’nin ve arkadaşlarının mücadelesini okuyacak ve farklı ülkelerden Güney Amerika devrimcilerinin dayanışmasını göreceksiniz. Bu kitapta, Che’nin günlüğünün yanı sıra, Bolivya’daki siyasi gelişmelerin Che’nin ölümünden sonraki dönemi de kapsayan geniş bir kronolojisini de bulacaksınız.

e-kitap.png

Yazı kategorisi: Anı | » yorum bırak;